İstanbul’da en lezzetli döner için 4 durak

Makarnalar, pizzalar, İtalyan mutfağı, Çin lokantası ve daha birçok lezzet. Tüm bunların dönerin yerini tutması mümkün mü? Elbette değil. Bize has olan bu lezzetin yeri bambaşka. Ama tek bir şartla. Elbette iyi bir yerde yapıldığında ve yendiğinde. İstanbul’da adım başı dönerciye rastlamak mümkün. Bunların seyyarı da var, çok şık mekânda olanları da. Ancak bunun hiçbir önemi yok. Önemli olan lezzetli olanı.

doner

Canınız döner mi istedi? Kesinlikle uğramanız gereken adresler belli. İşte İstanbul’da en lezzetli döner için 5 durak;

  • Kasap Osman: Burası Fatih’te bir restoran. Tek döner vermiyor, yanında tüm kebap çeşitleri mevcut. Ama döneri çok konuşuluyor. Odun ateşinde yapılan ve etin lezzetini eksiksiz yansıtan bu mekanda bu döner yemek gerçekten farklı

doner-3

  • Bayramoğlu: Kavacık’ta bir dönerci. Konforlu bir mekân değil. Ama dolup dolup taşıyor. Çünkü yapmış oldukları döner İstanbul’da parmakla gösteriliyor. Döner gerçek odun ateşinde pişiyor, sıkıştırılmış kömürde değil. Oldukça ince kesiliyor ve öyle servis ediliyor. Yağı içerisinde ve içi sulu olan dönerin rengi ise kahverengi değil, hafif pembemsi. Böylece et olduğunu anlıyorsunuz. Yanında ikram edilenlerin ne önemi var ki böyle bir lezzet varken.

tatar-salim

  • Tatar Salim: Ataşehir’in göbeğinde Tatar Salim ile İstanbul’un en lezzetli dönerini yiyebilirsiniz. Kastamonu yöresine ait olan döneri İstanbul’a taşımışlar. Farkı ise %100 kuzu etinden yapılmıyor. Yarısı kıvırcık kuzu, yarısı ise dana eti. Çok iyi terbiye edilmiş etlerin dizilişi ise klasiklerden farklı. Döner yuvarlak değil kare. Bu nedenle kesilirken tek parça halinde kağıt gibi kesiliyor. Meşe odunu ateşinde ağır ağır pişiyor ve yerken hem et tadını, hem terbiyesini hem de odun ateşi lezzetini eksiksiz alıyorsunuz
  • Karadeniz: Beşiktaş’ta kırk yıllık bir mekân burası. Döner değil sanki sanat icra ediyorlar. Kapıya atılmış masa ve tabureler bir doluyor bir boşalıyor. Pembemsi bir renge sahip olan döner yağlı ve içi sulu. Tam bir et lezzeti alıyorsunuz. İşiniz acele iken, yol üstünde hemen bir şeyler atıştırayım diyorsanız ve Karadeniz’e uğrak veriyorsanız, çoğu insan bu lzeetleri tadabilmek için yüzlerce kilometre yol giderken siz ayaküstü böyle bir lezzet yiyebildiğiniz için çok şanslısınız.