Belki de kimi zaman bir detoks lazımdır insanın hayatına…

yasam-mutluluk

Kimi anlar vardır; hayatımızın akışından dolayı memnuniyetsizliklerimizin hat safhalara ulaştığı… Boşa koyarız dolmaz, doluya koyarız almaz. Ne keyif alırız yaptığımızdan ne de bir amacımız vardır. Boşlukta gibiyizdir. İşler de istediğimiz gibi gitmiyordur; tadımız, tuzumuz pek yoktur kısaca…

İşte öyle anlarda, belki de artık hayatımızda bazı değişimlerin yapılması gereğinin farkında varmamızı gerektiren anlardayızdır. Bir şeyler bu şekliyle yürümüyordur ya da yürüyor gibi yapıyor ama esasında bizi tatmin etmiyordur.

“Belki de kimi zaman bir detoks lazımdır insanın hayatına…”

Biliyor musunuz; bazen bazı olayların -iyi ya da kötü- başıma gelmesinde hep bir hayır ararım. Neden derseniz; bir insanın ya da  yaşadığım bir olayın bana hep bir şeyleri öğretmek için hayatımda rol aldığına inanırım. Kimi acı tecrübeler bırakır, kimisi de iyi ki yaptımlar… Ama her ikisinde de bende yer eden olumlu baktığım iki yönü vardır: bir şeyler öğrenmiş olmam…

Bazı yaşadığım olaylar benim hırsımı tetikler, motivasyonumu hareketlendirir.

Bazı olaylar mutluluğun aranarak bulunamadığını, mutluluğun benim içimde var olduğunu hatırlatır.

Kimi olaylar bana şükretme yönümü unuttuğumda bir sinyal verir hemen: şükretmeyi hatırla…

Kimi olaylar ise seçeneklerimi daha çok tartmam gerektiğini gösterir bana… Hele ki hayatımı büyük ölçüde etkileyebilecek kararlar almam gerektiğinde; artı ve eksileri iyice tartmadan, seçeneklerimi gözden geçirmeden karar almamam gerektiğini öğreten olaylar…

Kimi olaylar da vardır ki; hayatımda memnun olmadığım yönleri değişime sokmam gerektiğini bana gösteren.

İşte o zaman derim ki; hayatıma işte tam şimdi, tam da orada bir detoks yapma zamanım geldi.

Stres kimi zaman yaşam için gerekli fakat tadında kaldığı sürece… :

Tadı kaçtığında ne oluyor?

Beden ve ruh sağlığında bozulmalar başlıyor.

Peki bizler  bu “tadı kaçan stres” ortamından uzaklaşabilmek için kendimize nasıl yardım edebiliriz?

Stresin ağırlığını üzerimizden atabilmek, daha kolay konsantre olabilmek  ya da zihnimizi temizleyebilmek için kullanabileceğimiz birçok farklı teknik var. Bu tekniklerin hangisinden keyif alındığı ya da uygulanarak başarıya ulaşıldığı tamamen kişilerin kendi memnuniyetlerine bağlı tabi ki…

Stresin vücuda ve zihne yüklediği ağır şartların hafifletilebilmesinde izlenebilecek yollardan biri de vücutta gevşemeyi ve zihinde rahatlamayı sağlayabilmek…

Gevşemek, rahatlamak, iç huzurunu arttırmak için neler yapılabilir?

Internet ve televizyona gereğinden çok fazla zaman harcıyoruz kimi zaman… Bu harcanan saatlerin çoğu uzun vadede hesaplandığında insan ömründe ciddi bir kayıp olarak tanımlanabilecek saatler… Çoğunlukla boşa harcanan bu saatlerin en azından bir kısmını kendi gelişimine ayırabilen insanlar çok daha huzurlu ve kaliteli bir hayat sürebiliyorlar.

Rahatlama ve gevşeme tekniklerinden hepimizin zaten bildiği ama çoğunlukla uygulamada sınıfta kaldıklarından ilki; yürüyüş yapmak, bisiklete binmek ya da hoşlanılan bir fiziksel aktiviteye gündelik yaşamda yer verebilmek. Bildiğiniz üzere ritmik egzersiz sinir sistemini canlandırabilir, bedende gevşemeyi sağlayabilir.

Nedense çoğu zaman ya tembellikten, ya vakitsizlikten ya da ürettiğimiz bir bahaneden; işte  bir şekilde es geçiyoruz  ya da başlayıp da devamı gelmiyor bu gündelik aktivitelerin… Aslında alışkanlık haline getirilebildiğinde istikrar oranı da o kadar yüksek…

Kendini besleyeceğine, tutkuyla sarılabileceğine inanılan bir spor dalına hayatında yer vermek; tenis, basket, futbol, yüzme, vs.

Meditasyon;olumsuz düşünceleri ulaştırmak için güzel bir alternatif… Ayrıca strese gösterilen olumsuz tepkileri ortadan kaldırabilecek ve enerjiyi pozitif anlamda arttırabilecek etkenlerden bir diğeri…

Hobi sahibi olmak; insanın kendi ile başbaşa  kalabildiği, bir saat bile olsa kendine odaklanabildiği harika bir rahatlama yöntemi… Her insanın kendini odakladığında birçok yaratıcılık sergileyebildiği bir yeteneği vardır; henüz keşfetmediyse elbet şimdi keşfedebilir. Tutkuyla bağlanılan bir uğraş insanın kimi zaman olumsuz ruh halini olumluya çevirmekte birebir…

Kahkaha atmak; insanı inanılmaz derecede rahatlatıyormuş. Kendimizi güldürebilecek şeylere odaklanabilmek işe yarayabilir belki. Bu kadar derdim var, hayatım zor vs. diyerek bir de gülecek hal mi kaldı diyebilir insan ama en azından kısa bir süre bile olsa hepimizin gülmeye ihtiyacı vardır elbet…

Ya da bizi güldürdüğüne inandığımız birileri ile sohbet de işe yaramaz mı?

Hiç farkındalığına varabildiniz mi kahkaha atarken ki vücudunuzda meydana gelen rahatlamayı? Sizi neler, kimler  güldürebiliyor? Kahkahanın ve gülmenin faydalarına bakarsak;  stres hormonlarını düşürüyor, fiziksel gerginliği alıyor, vücüdu rahatlatıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Televizyona daha az zaman dedik fakat elbetteki hiç televizyon da seyretmeyecek değiliz tabi…

Peki, ne yapabiliriz?

Daha seçici olabiliriz belki… Kasvetli, şiddet içeren ya da seyredene çok daha bir şey katmayan  programları şöyle bir ayıklayabilmek, belki daha bizi güldürecek, kahkaha attırmaya yarayacak, geliştişrebilecek programlar, filmlere vakit ayırabilmek daha çok gülümsetebilir;  o anki kahkaha vücudu inanılmaz rahatlatıyor… Belgesel tarzı veya örneğin internetten ulaşılabilinecek kişisel gelişim videoları kendimde denediğim kadarıyla söyleyebilirim ki; seyrederken hem dinlendiriyor hem de yeni şeyler öğrenmenin keyfine vardırıyor.

Ya da belki de bir kitaptır o anki ilaç…

Mutlaka vardır bağımlılık haline getirilen teknolojinin yerine konabilecek keyif verecek başka  bir uğraş…

Hayatta dokunulacak, hoppp nereye gidiyorsun; benim istediğim bu değil ki denilecek ya da evet işte bu; kendimi harika hissettirmeye başladı dedirtecek birçok seçim ve tercih var.

O zaman neler bunlar tek tek bulup, değişmesini/değiştirmeyi istediğimiz her şeyi bulmaya ve tek tek onlara dokunmaya devam edelim.