Bağlanma korkusunun sebepleri neler?

iliskiler4

Issız adam filmi birçok insan tarafından seyredildi. Bir bağlanma korkusu hikayesi… Yarım kalmış yaşanamamışlıklar… Bir tarafın bağlanma korkusu ile verdiği kararların neticelerini yaşaması… O ayrılıkta bir sevgisizlik durumu yoktu aslında… Tek sebep bir tarafın korkuları idi belki de… Geçen zaman sonrasında ise yaşadığı pişmanlık ya da özlem duygusu… Ama giden gitmişti.

Birçok ilişkiyi yarıda bırakan aslında bu kaygı ve korkular… Bu sebeplerle biten ilişkilerin çoğunun gerisinde  yaşanamayan ve yarım kalan duygular kalır. Bir ilişkide duygular  yarım kaldığında taraflar ya da taraflardan biri diğer yaşamaya  başladığı yeni ilişkilerinde o yarım kaldığı tarafı arayabilir, özlemini duyabilir. Birçok gidişte yıllar geçse de geri dönüşlerde bundandır aslında… Tabi ilişki yıpratıcı sebepler ile bitmemiş ise…

Bağlanma korkusu yaşayan insanların bu duygusunun temelinde aslında acı çekme korkusu vardır. Hele ki geçmişinde fazlaca acı çektiyse yeniden bağlanmaktan kaçar. Bunu istese de bir insanı çok sevse de belli etmez. Duygularını karşı tarafa belli etmez. Aciz duruma düşeceği endişesi ile yaşayabileceği mutluluklara da aslında kapısını kapatır bu sebeple…

Doğru insanı bulduğunda da aynı durum nüksediyorsa; belki de hayatının insanını ya da ruh eşi olabilecek birini de uzaklaştırabilir.

Kimi zaman da bağlanma korkusundaki insanlar, birlikte oldukları insana karşı gerçek duygularını saklarlar. Gariptir ki gerçek hislerini gösterdiğinde sanki karşısındaki şımaracak ya da kendini  bir şey zannedecek endişesi de olabilir. Bir nevi kendini koruma tepkisi… Buradaki esas ince çizgi; karşıdaki kişinin verilecek değeri hak eden, doğru insan olup olmadığının doğru analizidir. Onun diğerlerinden farklı olduğunu algılayabilmek…

Bağlanma korkusunun ardında terk edilme, acı çekme duyguları kadar sahip olduğu özgürlüğü kaybedeceği endişesi de vardır. Evet birçok ilişkide sınırlar fazla geçildiğinde özgürlüğe gem vurulabilmekte… Ama öyle bir insandır ki karşıya çıkan; o da aynı vizyondadır. O da özgürlüğünün ve karşı tarafın özgürlüğünün farkındadır. Burada özgürlükten kastım serbestlik ya da başka insanların da varlığı değil… Kişisel alanlara ya da karşı tarafın davranış ya da hayattan aldığı zevk ya da verdiği değerlere fazla karışmama, onu yönetmeme, onun da bir hayatı olduğuna saygı duyulması durumu…

Bu dengelerin sağlanabildiği paylaşımlarda bağlanma korkusunu çok fazla ön plana çıkarma zamanla diğer tarafı bir yerden sonra pes edip kaçırtabiliyor. Aynı ıssız adam filminde olduğu gibi…

Bağlandığında, kullanılma korkusu da yaşayabilir insan… Bağlanma korkusunda olan kişinin benmerkezci davranışları daha baskındır. Zamanla bu davranış modeli diğer tarafa değersiz hissettirildiği, sevilmediği, önemsenmediği duygusunu yaratabilir. Bir tarafın aşırı bencilliği diğer tarafı yormaya başladığında ilişkideki dengeler bozulmaya başlayabilir.

Hatta bağlanma korkusu olan tarafın ilişkinin başında ya da devamında sürekli uyarı niteliğinde bu durumu dile getirmesi diğer tarafı incitmeye başlayabilir. Bu durumda ya karşı tarafı olduğu gibi kabul eder ve sonu olmama riski ile yaşar ya da yolunu ayırır. Bu tür ayrılıklarda çoğu zaman hep yarım kalmışlıklar vardır işte…

Gün gelir zaman geçer, bağlanma korkusunda olan taraf o sevdiği insanı özlemeye, varlığını aramaya, yokluğunu yaşamaya ve diğer insanlarda onu bulamadığını anladığında geri dönmek ister.

Gemiler yakılmıştır belki de… Geri dönmek istediğinde karşı taraf da aynı durumda ise ve bir bağlılık kurmadıysa şanslıdır.

Ama ya karşı taraf çok daha farklı bir yol aldıysa…

Belki de her şey zamanında yaşanmalı… Doğru insanı seçmek kaydıyla tabi…