Aşkta azına razı olmak mı? Aranılan “aşk” ise neden azına razı olunsun? (2. Bölüm)

ask-iliskilerBiri ile tanıştığımızda kimi zaman duygusal açlıktan, kimi zaman sabırsızlıktan, kimi zaman kaybetme korkusundan karşı tarafın bir anda üzerine düşmeye başlarız. Halbuki buradaki niyet tamamen iyidir fakat strateji yanlıştır.

Bir satranç oyunu gibi düşünmek lazım. Bir hamle yap, sonra geri çekil bırak karşıdaki hamle yapsın; sen bu arada bir sonraki hamleni düşün. Bu sırada da o senin hamleni merak etsin. Baştan kazanacağını bilmek mi, keşfederek oynaması mı keyif ve merak uyandırır?

Bir erkek eğer ilgi duyuyorsa bir şekilde arar. Belki bir gün, belki üç gün, belki bir hafta  sonra. Kadınlar için erkeklere göre her zaman ilişki önceliklidir. Ama bir erkek için çoğunlukla işi, kendisi önceliklidir. Kısaca doğası gereği davranır.

Bu durumda neden hala aramadı ya da bana neden cevap vermedi diye hayıflanıp, zamanınızı boşa harcamaya, bir de kendinizi yıpratmaya gerek var mı? Serbest bırakın ve kendi hayatınıza devam edin.

Peşinden koşmak, o aramadan aramak erkeğin duygularını tarttığı süreçte özgür olmadığını, baskı altında olduğunu  hissettirebilir. Ve emin olun çoğu zaman ısrar, ard arda telefon, mesaj ters teper.

 

İlişkilerde oyun oynamayı kabullenemiyorum ama stratejik davranış çoğu zaman kaş yaparken göz çıkarmaya da engel olur. Buradaki stratejik yaklaşımdan kastım rol yapmak, oyun oynama ya da kandırmak vs. Tarzında bir streteji asla değil; kısaca  sakin, dingin ve akıllı adımlar…

Sabırlı, olun, kendinizle oyalanın ve sizi aramamasının sebeplerini sadece kendinize yüklemeyin. Eğer uzun zaman aramıyorsa da iyi dileklerinizle gönderin, gitsin, siz de yaşamın tadını çıkarın.  Aza razı olmak değil isteğimiz…

Ya da belki aklı karışmıştır, bir süre kendini geri çekmek istemiştir; bırakın düşünceleri ile duyguları ile baş başa kalsın. Dönecek ise döner zaten. Bu süreçte kendinize bir söz verin ve onu aramayın. Gerçekleri görün ve durumu iyi değerlendirin. Kendinize yapabileceğiniz en iyi iyilik sizin değerinizi alçaltabilecek her tür sabotajcıdan kendinizi uzak tutmaktır. Ne zamank i teslimiyete ya da kabullenişe geçiyoruz o zaman su belki de yolunu kendi buluyor.

En önemli kurallardan birisi; karşıdaki erkeğe annelik yapmaktan kaçınmak. Bu konuya başka bir yazıda detaylı değineceğim.

Bir ilişkiye girmek için beklentiye girerek bunu yapmak hayal kırıklıklarını getiriyor sadece. Bir ilişkide beklentileri yok etmek için kadının ya da erkeğin bilinçaltından öncelikle korkularını silmesi gerekiyor.

Kendinize güvenin, güçlü kişiliğinizi her şartta koruyun. Eğer geçmişten gelen kalıplar var ise çoğunlukla da bu kalıplar bu yeni ilişki başlangıcında da tetiklenir. Kaybetme, terk edilme, değersiz hissettirilme, aldatılma vb. korkular özellikle de kişinin bilinçaltında kodlanmış ise; bilinçaltı hemen kendini korumaya alıverir. Malum bilinçaltı olumlu ya da olumsuz ayırmaz.